Gecelerin gizeminde saklı buğulu gözlerinde gizlenip suskun çay saatlerinde anılarına susattık geçmişi. Yüreğinden geçenleri anlatamamanın verdiği hüzünlerdi baktıran yemyeşil gözleri. Tükenirim. Ayrılık yabancı değil bunu da atlatır yüreğim. Ama haklıydın çok yıprandın. Zor zamanları çabuk atlatmaya alıştık ayrı ayrıyken de bir gibiydik. Silip yeniden yazmadık mı söylediğimiz şarkıları? Sevgileri, hüzünleri kavgaları unutup yeniden barışmadık mı?
İnatlaştığımız sayısız konularda tartışırken ve en güzel günlerimizi düşünürken geçmiş diye üzüleceğimizi bilemedik. Bilemedik her şeyi daha fazla yaşamamız gerektiğini nasıl olsa bitecek diye ümitsiz bekleşirken. Ocak başında bilmediğimiz yemekler hakkında bilir bilmez tariflerimiz vardı ve bilir bilmez yapar o öyle olmasaydı. Yok, bu kadar katmasaydın. Suyu, tuzu çok olmuş. Hayır, bu fazla pişmiş… Yemek pişer, kurulur biter ama bizim ölçüler hakkındaki yorumlar bitmek bilmezdi. Hiç kimse yorum yapmıyor artık kimse bu kadar düşündürmüyor kendini. Beni dinlemiyor kimse, ben de anlatamıyorum ya o ayrı bir konu. O kadar neşeli geçmiyor başlangıcı bozuk artık günlerin. Günlerim akşam gibi çöktü bir anda. Geçmiş bu günüme yarınlarıma gölge. Ay ışığına salıverdim efkârımı. Gündüzleri gecelere esir ettim. Yağmurlar eşlik etti yaşlarıma sen yoktun.
Bir boşluk ki telafisi yok. Fısıltısı var, sesi yok, kendi yok. Adı var, gölgesi var, ışığı yok. Külü var, haresi var, alevi var ateşi yok müziği var sözü yok. Fırtınası var, rüzgârı var, dalgası yok. Ben varım sen yoksun. Sen varken ben yok um. Bir var bir yoktum yoksun yok oldum.
Aysu’nca,
Arkadaşça,
Her hakkı saklıdır:)..
|