alternatif forum - Türküler ve Öyküleri
alternatif forum
alternatif forum
Ana Sayfa | Bilgilerim | Aktif Konular | Üyeler | Özel Mesajlar | Ara | SSS
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum!

TAŞINDIK !!!   www.alternativist.com
 Tüm Forumlar
 SANAT
 MUZIK
 Türküler ve Öyküleri
 Forum Kilitli  Konu Kilitli
 Yazıcı Dostu
Sonraki Sayfa
Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu
Sayfalar: / 2

özgürce

Turkey
1639 mesaj

Mesajım - 21 Kasim 2004 :  19:18:26  Bilgileri Görüntüle  özgürce Adlı Üyenin Web Sitesini Ziyaret Et
Benim çok severek dinlediğim, söylediğim, hatta zaman zaman kendimi sağaltmakta medet umduğum türküler... Hepsi bir yaşama öyküsünün notalara dökülmüş hali... En sevdiklerimden birisiyle başlıyorum. İki öyküsü var bu türkünün; birincisi türkünün yakılmasına neden olan kendi öyküsü, ikincisi ise, geçen sene 13 temmuz da kaybettiğim, çok sevgili arkadaşımın hazin öyküsü... Arkadaşım Sedat'ın en sevdiği türküydü. Sazından dinlemek bir türlü kısmet olmamıştı. Ama tıpkı öyküdeki gibi, 34 yaşında gencecik bir hekim olan dostuma, meslektaşı tabibler derman olamadılar. Bir yaz gecesi ellerimizden kaydı gitti.

Aydınlık içinde uyu Sedat diyerek başlıyorum.


Türkünün Adı: Hastane Önünde İncir Ağacı

Türkünün Yöresi: Akdağmadeni
Türkünün Kaynak & Mahlası: Nida Tüfekçi


Hastane Önünde İncir Ağacı


Komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimi olarak Yozgat'a (Akdağmadeni) gelir. Sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermek istemez. Genç tedavi için İstanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla aşağıdaki türküyü söyler.Yakalandığı amansız hastalıktan kurtarılamayarak hastanede ölür. Ailesi cenazesini Yozgat'a getiremez, İstanbul'da kalır.



Hastane Önünde İncir Ağacı
Hastane önünde incir ağacı (Annem ağacı)
Doktor bulamadı bana ilacı (Annem ilacı)
Baş tabip geliyor zehirden acı (Annem vay acı)

Garip kaldım yüreğime dert oldu
Ellerin vatanı bana yurt oldu

Mezarımı kazın bayıra düze (Annem vay düze)
Yönünü çevirin sıladan yüze (Annem vay yüze)
Benden selam söylen sevdiğinize (Sevdiğinize)

Başını koysun karalar bağlasın
Gurbet elde kaldım diye ağlasın



Nida Tüfekçi
Akdağmadeni




Ve sen daha demincek
yıllar da geçse demincek...

özgürce

Turkey
1639 mesaj

mesajım - 21 Kasim 2004 :  19:28:34  Üye bilgilerini görüntüle  özgürce Adlı Üyenin Web Sitesini Ziyaret Et
Türkünün Adı: Dersini Almış Da Ediyor Ezber

Türkünün Yöresi: Akdağmadeni
Türkünün Kaynak & Mahlası: Nida Tüfekçi


Dersini Almış Da Ediyor Ezber


Yozgat şehri 1760 yılı başlarında Bozok Yaylasının, yeşillik, etrafı ormanlarla çevrili içinde binbir çeşit kuşun ötüştüğü bir sahada kurulurken; Yozgat halkı o zaman yarı göçebe ve sürülerini besleyerek hayvancılıkla uğraşır, hayatlarını bu yoldan sağlarlardı. Bu ozanların çoğunluğunu Sorgun ilçesindeki ozanlarımız oluşturmaktadır.

Bozok yaylasında otlayan bu sürülerin birini de Sürmeli Bey adında bir Türkmen Yörüğü otlatırdı. Halk tarafından sevilen bu yanık sesli halk ozanı elinde kavalı, sırtında sazı Yozgat'tan Akdağmadeni'ne uzanan ormanların içinde sürüsünün içinde dolaşırdı. Bazen bir çamın dibine rastlanır. Sazının tellerini konuşturur bazen bir derenin kenarında kavalını çalar, aşık olduğu gönlünün sevgilisini düşünürdü.O sevgili ki güzelliği Bozok yayla'sına yayılmış, ahu gözlü, sürmeli kaşlı, ay yüzlü bir dilberdi. Babası bir Türkmen beyi idi ve çok sert bir adamdı. Sürmeli Bey, ailesini salarak, babasından sevdiğini istetir, mağrur adam, kızını bir çobana vermeye yanaşmaz. Araya beyler, ağalar girer ama boşuna, bir türlü gönlü olmaz kızın babasının ve iki sevgili birleşemezler.

Üzüntüsünden sürüsünü bırakan Sürmeli Bey alır sazını eline beşçamlar mevkiinde kendine bir dergah kurar. Aşkını, yanık türküleriyle dağlara ağaçlara anlatır. Küser otağına, obasına ve Akdağlar'a kadar uzanan çamların arkasında onu bir daha gören olmaz. Dertli kavalına üflediği, işli sazına söylettiği nameler kalır geriye. O gün bu gündür dillerde yankılanır Sürmeli Bey'in türküleri.


Dersini Almış Da Ediyor Ezber
Dersini almış da ediyor ezber
Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler
Aman aman ben yarelendim aman

Bu dert beni iflah etmez del'eyler
Benim dert çekmeye dermanım mı var
Aman aman sürmelim aman

Kaşın çeymelenmiş kirpik üstüne
Havada bulutun ağdığı gibi
Aman aman ben yarelendim aman

Çiğ düşmüş de gül sineler ıslanmış
Yağmurun güllere yağdığı gibi
Aman aman sürmelim aman

Yozgat'ı sel almış Soğluk'u duman
Sıtkınan severim billahi inan
Aman aman ben yarelendim aman

Ölünce mezara girdiğim zaman
Ben susuyum kemiklerim söylesin
Aman aman sürmelim aman



Nida Tüfekçi
Akdağmadeni

Sürmeli türküsünün yakılma nedenini oluşturan sevda öyküsünün geçtiği Çamlık'ta bir yer adı olan Soğluk, birçok kaynakta Sorgun olarak geçmektedir.




Ve sen daha demincek
yıllar da geçse demincek...
Sayfa Başlanıcı

özgürce

Turkey
1639 mesaj

mesajım - 21 Kasim 2004 :  19:31:38  Üye bilgilerini görüntüle  özgürce Adlı Üyenin Web Sitesini Ziyaret Et
Türkünün Adı: Açılın Kapılar Şah'a Gidelim

Türkünün Yöresi: -
Türkünün Kaynak & Mahlası: Pir Sultan Abdal


Açılın Kapılar Şah'a Gidelim


Vaktiyle, Hafik ilçesinin Sofular köyünde Hızır adında bir genç varmış.O zamanlar bu köyün halkı Alevi imiş.Zamanla yoldan çıkmışlar.Onların bu durumunu beğenmeyen Hızır, köyden ayrılmaya karar vermiş, çıkmış yola.Ha şurası, ha burası derken Banaz'a kadar gelmiş.Pir Sultan'ın yanına azap durmuş.Sonra da müridi olmuş.Aradan seneler geçmiş, bir gün Hızır:

"Pirim, demiş; Sen herkese himmet ediyorsun, herbiri çeşitli makamlara geçiyor, ne olur, bana da himmet et, büyük adam olayım, ben de bir makama geçeyim."

Pir Sultan şöyle bir düşündükten sonra gülümsemiş. "Ulan Hızır ben dua ederim, belki sen de büyük adam olursun; Hatta paşa, vezir de olursun ama, sonunda gelip beni astırırsın."

Yine de duasını eksik etmemiş.Hızır İstanbul'a gidip saraya girmiş.Ağa, Kapıcıbaşı, Paşa, Beylerbeyi derken vezir olup Sivas valiliğine atanmış.Pirini unutmamış, haber gönderip huzuruna getirtmiş.Hürmet, izzet, ikram derken bir hayli de sohbet etmişler.Yemekte mükellef bir sofra donanmış.Pir Sultan yiyeceklere şöyle bir bakıp hemen geriye çekilmiş.Paşa şaşırmış.

"Birşey mi oldu pirim?". Pir Sultan, "Hızır, demiş; Bu yemeklerde zina kokuyor.İçinde yetim hakkı var, sen bunları haram para ile yaptırmışsın." Hızır Paşa "Yok pirim" dediyse de dinletememiş.Ama bir hayli de içerlemiş.Pir Sultan biraz daha ileri gidip, "Bunları ben değil, köpeklerim bile yemez.İstersen çağırayım da gör" demiş.Hemen ünlemiş, köpekler anında gelmişler.Bir tepsiye haram yemek, bir tepsiye helal yemek konmuş.Önce haram yemekler getirilmiş.Köpekler şöyle bir koklayıp geri geri çekilmişler. Arkasından helal yemeklerle dolu tepsi gelmiş.Köpekler onu da kokladıktan sonra, kuyruklarını sallaya sallaya yemeye başlamışlar.Bu hakarete çok kızan Hızır Paşa, hırsını yenemeyip pirini Toprakkale'ye hapsettirmiş.

Eh... Ne de olsa piri.Hırsı geçince bir bahane ile affetmek istemiş.Zindandan çıkartıp demiş ki:

"Bana içinde Şah'ın adı geçmeyen üç deyiş söylersen seni affedeceğim.Yok, söylemezsen kendin bilirsin" Pir Sultan "Peki öyleyse" deyip tezeneye şöyle bir dokunmuş ve,

"Açılın Kapılar Şah'a Gidelim",
"Kul Olayım Kalem Tutan Ellere" ve
"Karşıda Görünen Ne Güzel Yayla" adlı değişleri okumuş.
(Tüm değişlerde Şah'ın adı defalarca geçiyor)

Pirini affetmeye hazırlanırken, onun hemen her fırsatta Şah'ı anması Hızır Paşa'yı çileden çıkarmış.Ne söylediğini, ne yaptığını bilemez hale gelmiş.Yanındakilere emretmiş:

"Asın bunu".



Pir Sultan Abdal


Açılın Kapılar Şah'a Gidelim
Hızır Paşa Bizi Berdar Etmeden,
Açılın Kapılar Şaha Gidelim,
Siyaset Günleri Gelip Çatmadan,
Açılın Kapılar Şah'a Gidelim.

Bunda bilmeyeni bildirirler mi
Eli bağlı namaz kıldırırlar mı
Yoksa Şah diyeni öldürürler mi
Açılın Kapılar Şah'a Gidelim.

Aslımız Muhammet kıyman cellatlar
Üstümüzde bite davacı otlar
Ölüm Allah emri ya eziyetler
Açılın Kapılar Şah'a Gidelim.

Her nereye baksam yolum dumandır
Pirim bana küfür etse imandır
Zincir boynum sıktı halim yamandır
Açılın Kapılar Şah'a Gidelim.

Sağlıklı mı ola dostun illeri
Karşıda görünen tozlu yolları
Şah'tan elçi gelmiş dem bülbülleri
Açılın Kapılar Şah'a Gidelim.

Güzel Şah'ım çıktı m'ola köşküne
Can dayanmaz gayretine müşkine
Seni beni Yaradan'ın aşkına
Açılın Kapılar Şah'a Gidelim.

Kapısı yok bacasından bakarım
Gözlerimden hasret yaşı dökerim
Şah'a giden bir bezirgan tutarım
Açılın Kapılar Şah'a Gidelim.

Pir Sultan Abdal'ım güzel Şah canım
Ağlamaktır benim demim devranım
Arşta melek yerde çeşm-i efganım
Açılın Kapılar Şah'a Gidelim.



Pir Sultan Abdal





Ve sen daha demincek
yıllar da geçse demincek...
Sayfa Başlanıcı

özgürce

Turkey
1639 mesaj

mesajım - 21 Kasim 2004 :  19:35:16  Üye bilgilerini görüntüle  özgürce Adlı Üyenin Web Sitesini Ziyaret Et
Türkünün Adı: Kanadım Değdi Sevdaya

Türkünün Yöresi: Afşin
Türkünün Kaynak & Mahlası: Aşık Mahzuni Şerif


Kanadım Değdi Sevdaya


Türkü TRT arşivine girebilen tek Aşık Mahzuni türküsüdür. Ancak Maraş yöresinden, kaynağı belirsiz ve Mahzuni mahlasının geçtigi son dörtlüğü olmaksızın aktarılmıştır.



Aşık Mahzuni Şerif
Afşin


Kanadım Değdi Sevdaya
Kanadım değdi sevdaya
Kondum kondum uçamadım
Aşk şarabın doya doya
Yandım da içemedim

Oy tabip şu yaramı
Sar sarabilir isen
Sevda ateşten bir kale
Var varabilir isen

İçmişem sarhoşum dünden
Bayram ederim bugünden
Aşıkların köprüsünden
Döndüm de geçemedim

Oy tabip şu yaramı
Sar sarabilir isen
Sevda ateşten bir kale
Var varabilir isen

Yan Mahzuni sine sine
Bugün bana n'oldu yine
Düştüm güzeller içine
Kendim kendim seçemedim

Oy tabip şu yaramı
Sar sarabilir isen
Sevda ateşten bir kale
Var varabilir isen



Aşık Mahzuni Şerif
Afşin




Ve sen daha demincek
yıllar da geçse demincek...
Sayfa Başlanıcı

özgürce

Turkey
1639 mesaj

mesajım - 21 Kasim 2004 :  19:38:58  Üye bilgilerini görüntüle  özgürce Adlı Üyenin Web Sitesini Ziyaret Et
Türkünün Adı: Kırmızı Gül Demet Demet

Türkünün Yöresi: Erzurum
Türkünün Kaynak & Mahlası: Muharrem Akkuş


Kırmızı Gül Demet Demet


Ali diye bir oğlan varmış zamanında.Savaş patlak vermeden evvel gönül vermiş bir güzele, evlenmiş ve evliliğinin daha kırkı çıkmadan askere çağrılıvermiş.Ali sevdiğini anası ile bir başına bırakıvermiş ve askere gitmiş.Ali askere gitmesinden epey bir süre geçmesinden sonra savaşın bittiği haberi gelmiş köye Ali'nin anası ile sevdiği mutluluk sarhoşu olmuşlar.Ali'nin içinde bulunduğu grubun şehre dönüş tarihi belli olmuş bunun üzerine anası ve karısı başlamışlar hazırlığa.Ve o gün geldiğinde anası demiş ki:

"Kızım ben gidip tren istasyonunda bekleyeyim oğlumu sende hazırlıkları tamamla evde" deyip tren istasyonun yolunu sabahın köründe tutmuş.Anası başlamış beklemeye.Bir tren gelir biri gider ve oğlan gelmezmiş.Anası hava kararıncaya kadar beklemiş ve oğlan gelmemiş.Umudunu kesen ana evin yolunu tutmuş.

Eve geldiğinde gelinin odasında sesler geldiğini duyup kapıya yanaştığında içerde bir erkek olduğunu anlar.Bizim Anadolu'nun anası namusunu kirli bırakır mı içerden tüfeği kaptığı gibi odaya dalıverir ve yorgana doğru boşaltır mermileri.Ortalık kan gölüne dönmüştür.O arada yorgan sıyrılıverir yatağın üstünden.Birde ne görsün iki yıldır askerde olan oğulcuğu ile ona gözü gibi bakan gelini yatağın içersindedir.Meğersem anası istasyonda beklerken görememiştir oğlunu, oğlanda koştura koştura eve gitmiş ve sevdiceğini yalnız bulunca dayanamamıştır.Bundan sonra ana az olan aklını da yitirip yollara düşer ağzında bir türkü;

Kırmızı Gül Demet Demet .....



Kırmızı Gül Demet Demet
Kırmızı gül demet demet
Sevda değil bir alamet
Gitti gelmez o muhannet
Şol revanda balam kaldı

Kırmızı gül her dem olsa
Yaralara merhem olsa
Ol tabipten derman gelse
Şol revanda balam kaldı

Kırmızı gülün hazanı
Ağaçlar döker gazeli
Kara yağızın güzeli
Şol revanda balam kaldı



Muharrem Akkuş
Erzurum





Ve sen daha demincek
yıllar da geçse demincek...
Sayfa Başlanıcı

tuana


2392 mesaj

mesajım - 22 Kasim 2004 :  10:54:47  Üye bilgilerini görüntüle
en sevdiğim türkülerden biridir... ama ne yalan söyleyeyim, öyküyü okuyunca hafiften dumur oldum... türkü çok etkileyici gelirdi ama öyküsü parodi gibi :)

ellerine sağlık özgürcüğüm.... çok güzel bir topic oldu bu.
"kışlalar doldu boşaldı" diye bir uzun hava var... onun da sözlerini ya da öyküsünü bulma gibi bir şansımız var mı acaba? ben hiçbiryerde bulamadım.


Sayfa Başlanıcı

özgürce

Turkey
1639 mesaj

mesajım - 22 Kasim 2004 :  12:58:51  Üye bilgilerini görüntüle  özgürce Adlı Üyenin Web Sitesini Ziyaret Et
Canım ne yazık ki işyerindeyim hikayesi için evde olmam lazım ama derleyenle sözlerini veriyorum şimdilik:

Türkünün Adı: Kışlalar Doldu Bugün

Türkünün Yöresi: Urfa
Türkünün Kaynak & Mahlası: Urfalı Hamza


Kışlalar Doldu Bugün
Kışlalar doldu bugün
Doldu boşaldı bugün
Gel kardaş görüşelim
Ayrılık oldu bugün
Hayın elinden vah vah yar yar yar

Geceler yarim oldu
Aney Ağlamak karım oldu
Her dertten yıkılmazdım
Nazlım Sebebim zalım oldu
Hayın elinden vah vah yar yar yar



Urfalı Hamza
Urfa




Ve sen daha demincek
yıllar da geçse demincek...
Sayfa Başlanıcı

özgürce

Turkey
1639 mesaj

mesajım - 22 Kasim 2004 :  13:00:53  Üye bilgilerini görüntüle  özgürce Adlı Üyenin Web Sitesini Ziyaret Et
Buldummm :))

“Kışlalar doldu bugün” uzun havasının hikâyesi
Hamza Şenses’in kardeşi İbrahim, Diyarbakır’da askerdir. Eskiden askerlik süresi şimdiki gibi olmayıp 3-4 yıl sürer, savaş dönemlerinde daha fazla sürdüğü de olurdu. İşte, Hamza, uzun zamandan beri askerliğini yapmakta olan kardeşi İbrahim’i özlemiştir. Onu görmek için Diyarbakır’a gider ve kardeşinin askerlik yaptığı tabur’un nizamiyesine varır.. Nizamiyede olan yetkililer “Kardeşiniz görevde, görüşmeye çağıramayız” derler. Uzak yoldan geldiğini, birkaç dakika bile olsa kardeşini görmek istediğini söylese de orada bulunanlar ”yasaktır” deyip kabul etmezler. Bunun üzerine tabur komutanıyla görüşmek istediğini söyler, zor bela tabur komutanıyla görüştürülür. Tabur komutanı babacan tavırlı birisidir. Onu iyi karşılar. Bunun üzerine Hamza Şenses, kendini tanıtır. Uzun yoldan geldiğini, kardeşini görmek istediğini söyler. Tabur komutanı da müziğe meraklıdır ve Hamza Şenses’in ismini önceden duymuştur. Bu nedenle kendisine çay, kahve ikram edip ağırlar. Kardeşi İbrahim’i odasına çağırtıp görüştürür.

Görüşme biterken Tabur komutanı Hamza Şenses’e, “Buraya kadar gelmişken bir gece yapalım” der. O da kabul edince, taburdakilere güzel bir gece yapılır. Hamza Şenses, kardeşi İbrahim’den ayrılmanın üzüntüsü ile o gecede;

Kışlalar doldu bugün
Doldu boşaldı bugün
Gel kardaş görüşelim
Ayrılık oldu bugün
Naçar eliden vah vah yâr yâr

Geceler yârim oldu
Ağlamak kârım oldu
Her dertten yıkılmazdım
Sebebim zalim oldu
Garib eliden vah vah yâr yâr

bestesini yapar ve orada bulunanlara okur. Çok sevilen bu eserini daha sonra plağa okuyarak ölümsüzleştirir.


Ve sen daha demincek
yıllar da geçse demincek...
Sayfa Başlanıcı

tuana


2392 mesaj

mesajım - 22 Kasim 2004 :  13:18:17  Üye bilgilerini görüntüle
çook teşekkür ederimmm :)
anadolu ateşi yarışmasının başarılı adaylarından devrim okumustu bunu gecen haftalarda, cok etkilenmiştim, sağolasın :)


Sayfa Başlanıcı

porgy

Turkey
1873 mesaj

mesajım - 22 Kasim 2004 :  13:47:29  Üye bilgilerini görüntüle
"Kışlalar doldu bugün" Şanlıurfa'dan galiba. Çok fena ağlatıyor beni çoook!
Sayfa Başlanıcı

porgy

Turkey
1873 mesaj

mesajım - 22 Kasim 2004 :  13:49:43  Üye bilgilerini görüntüle
Aaa, doğaçlama olarak mı yapmış besteyi??
Sayfa Başlanıcı

özgürce

Turkey
1639 mesaj

mesajım - 22 Kasim 2004 :  17:57:45  Üye bilgilerini görüntüle  özgürce Adlı Üyenin Web Sitesini Ziyaret Et
Evet, merak eden olursa Urfalı hamzanın yaşam öyküsünden de bahsederiz. :)




Ve sen daha demincek
yıllar da geçse demincek...
Sayfa Başlanıcı

SEyhBEDRETTIN

Turkey
220 mesaj

mesajım - 22 Kasim 2004 :  18:59:04  Üye bilgilerini görüntüle
Grup Yorum'un ünlü Ugurlama türküsü
Bir zamanlar şimdilerde az rastlanan devrimci gibi devrimcilerin agzındaydı şimdi ise sokakta herhangi bir zıpırın azında aşk türküsü olarak geçiyor.
O ugurlama türküsü artık kral da güzel bir şarkı olarak gösteriliyor.İçinde hissetmeyenlerin azında yerlerde sürünüyor yazık.Bir türkü de böyle öyküsünün sonuna yaklaşıyor.


SIMDI DAGLARIN TOZUDUR
BELKI ISYANIN SAZIDIR
Sayfa Başlanıcı

vertigo

Turkey
3088 mesaj

mesajım - 22 Kasim 2004 :  19:34:51  Üye bilgilerini görüntüle
Grup Yorum türkülerini calmayı da söylemeyı de severım. Diğer sarkılarını söylerken Yorum dinlemeyenler cok ilgilenmez caldıklarımla ama ne zaman ugurlamayı calsam herkes kulak kesılır. Kral tv de gösterıldigini simdi senden duydum SeyhBedrettin bu her ne kadar sinir bozucu olsa da demek bir sey var ugurlama da ne tarz dınlerse dinlesin demek etkılıyor dinleyiciyi.

Yorum lafı edılınce dayanamadım öykülere devam edin siz :)


In Stereo
Where Available


Sayfa Başlanıcı

Mariah


1182 mesaj

mesajım - 23 Kasim 2004 :  00:35:35  Üye bilgilerini görüntüle
quote:
Yazarı: vertigo
Kral tv de gösterıldigini simdi senden duydum SeyhBedrettin bu her ne kadar sinir bozucu olsa da demek bir sey var ugurlama da ne tarz dınlerse dinlesin demek etkılıyor dinleyiciyi.


Kral TV'de yayınlanması neden sinir bozucu kız?



Dünyayı sevgi kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey...
Sayfa Başlanıcı

özgürce

Turkey
1639 mesaj

mesajım - 23 Kasim 2004 :  10:39:35  Üye bilgilerini görüntüle  özgürce Adlı Üyenin Web Sitesini Ziyaret Et
Türkünün Adı: Uğurlama

Türkünün Yöresi: -
Türkünün Kaynak & Mahlası: Grup Yorum


Uğurlama
Bu kente yalnızlık çöktüğü zaman
Uykusunda bir kuş ölür ecelsiz
Alıpta başını gitmek istersin
Karanlık sokaklar kör sağır dilsiz

Ey sevda kuşanıp yollara düşen
Bilesin bu yollar dağlar dolanır
Yare ulaşmadan düşersen eğer
Yarine sesinin yankısı kalır

Gecenin ucunda gün aralanır
Yar sevdası ile yürek bilenir
Sızılı bir ırmak uğurlar seni
Su olup akarsın kır çiçeklenir



Grup Yorum




Ve sen daha demincek
yıllar da geçse demincek...
Sayfa Başlanıcı

özgürce

Turkey
1639 mesaj

mesajım - 23 Kasim 2004 :  10:41:36  Üye bilgilerini görüntüle  özgürce Adlı Üyenin Web Sitesini Ziyaret Et
sevdiklerime bir tane daha ekliyorum. merak ettiklerinizi sorar ve eklerseniz sevinirim :)


Türkünün Adı: Suzan Suzi

Türkünün Yöresi: Diyarbakır
Türkünün Kaynak & Mahlası: Celal Sevimli


Suzan Suzi


Diyarbakır'ın güneybatısında, Dicle Nehri kenarında, Kırklardağı vardır. Bu Kırklardağı'nın arkasında Kırklar Ziyareti vardır. Çocuğu olmayanlar, buraya gelip dilek dilerler.

Bir Süryani zengin ailenin de hiç çocukları olmuyormuş. Kadın, Kırklar Ziyareti'ne gelip dilek dilemiş, adak adamış. Bir kızı doğmuş. Adını Suzi (Suzan) koymuşlar. Her yıl doğum gününde, annesi onu süsler, giydirir ve Kırklar'a götürerek, bir kurban kestirirmiş. Suzan böylesine bin nazlarla büyüyüp, güzel bir genç kız olmuş. Müslüman komşularının oğlu Adil'le, birbirlerine aşık olmuşlar. Yine bir doğum yıl dönümünde, annesi Suzi'yi, hizmetçilerle beraber kurbanını kesmek üzere, Kırklar Ziyareti'ne göndermiş. Arkalarından habersizce Adil de gelmiş. Hizmetçilerin kurban kesme telaşından yararlanan Suzi, Adil'le beraber, dağın arkasına dolanmışlar ve orada sevişmişler. Kırklar Ziyareti, bu beraberliği bağışlamamış ve ziyaret Suzi'yi çarpmış. Kız On Gözlü Köprü'nün orada, Dicle'de boğularak ölmüş. Suzi'nin ölümünden sonra, Adil de aklını yitirmiş.


Suzan Suzi
Kırklardağı'nın yüzü
Karanlık sardı düzü
Ben öleydim
(Suzan Suzi) Ziyaret çarptı bizi

Köprüaltı kapkara
Anne gel beni ara
Saçlarım kumlara batmış
Tarak getir de tara

Köprünün orta gözü
Sular apardı düzü
Ben öleydim
(Suzan Suzi) Dicle ayırdı bizi



Celal Sevimli
Diyarbakır




Ve sen daha demincek
yıllar da geçse demincek...
Sayfa Başlanıcı

tuana


2392 mesaj

mesajım - 23 Kasim 2004 :  11:07:26  Üye bilgilerini görüntüle