aLTERNATiF - 19.05.2012/19:50:28
ISTANBUL
     
kzltmr
New Document
  Anasayfa
  Alternatif Yazarlar
  Makaleler
  Köşe Yazıları
  F O R U M
  eski forum
  Müzik Listeleri
  Klipler
  Edebiyat
  Seçkiler
  dyorum.com
  Iletişim e-mail
 
  Sitede Ara    
 
yaz'köşesi
Son Eklenen Yazılar:
  • Gençlik..."
  •      19.05.2012 - Ayten Suvak
  • CUMARTESİ ANNELERİ... "
  •      14.05.2012 - Faruk Cidem
  • Kimlerdenim..."
  •      13.05.2012 - Ayten Suvak
  • korkmasam,korkmasan... "
  •      07.05.2012 - Faruk Cidem
  • 6 Mayıs'da Doğmak Varmış..."
  •      06.05.2012 - Ayten Suvak
  • Bir Mayıs Günü..."
  •      01.05.2012 - Ayten Suvak
  • GÜL MESELİ"
  •      24.04.2012 - Perihan Baykal
  • O!"
  •      23.04.2012 - İdris Erdem
  • Her Çocukta Biraz..."
  •      23.04.2012 - Ayten Suvak
  • Ay Beni Kovalar Ben Ayi..."
  •      18.04.2012 - Ayten Suvak
  • Asansör"
  •      17.04.2012 - Özlem Keskin
  • Çaylak Fırtınası..."
  •      05.04.2012 - Ayten Suvak
  • Budalayım Budalasın Budala..."
  •      01.04.2012 - Ayten Suvak
  • Battaniye"
  •      17.03.2012 - İdris Erdem
  • Işıma Sancısı"
  •      17.03.2012 - Emre Gürkan Kanmaz
  • Tıp Tıp Tıp..."
  •      14.03.2012 - Ayten Suvak
  • Kadın Olmak"
  •      08.03.2012 - Ayten Suvak
  • Neymiş?"
  •      14.02.2012 - Ayten Suvak
  • Aşksever..."
  •      04.02.2012 - Ayten Suvak
  • Şimdi değil"
  •      31.01.2012 - Yusuf Duru
     
     

    New Document


    Visit Nefret Suçları Sosyal Ağı
     
     

    Istanbul Rehberi
     
    alternatif
    Sanı ve Gerçek
     

    Platon’a göre, sanı bilgisi, gerçek bir bilgi değildir…

    Bilginin kaynağı ile ilgili tartışmalar çok eskiden beri sürüp gitmektedir. Bilgi felsefesinin ilk başladığı Eski Yunan’dan beri bu tartışma vardır. Felsefenin, bilginin doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen dalına Epistemoloji adı verilmektedir ve felsefe tarihinde “episteme” terimi, bilgi anlamına gelmektedir. Ancak felsefede kullanılan “episteme” terimi ile kastedilen bilgi türü, gündelik yaşamda kullanılan bilgi türünden oldukça farklı anlamlar içermektedir.


    Platon, bilgi sorununu değerlendirirken, iki tür bilgiden söz etmiştir: Birincisi Doxa (sanı), yani yanlış ya da yanılsamalı bilgi, ki bunlar sanılardır ve kesin olmayan bilgilerdir. İkincisi Episteme, yani doğru bilgi. Buna göre, doksa, duyu organlarıyla algılanan dünyadır; episteme ise dünyanın akılla kavranılmasıdır.

    Bilginin, yani epistemenin nesnesi değişmeyen, genel ve tümel olandır. Değişmeyen, kalıcı, durağan evrensel gerçeklerin bilgisidir episteme.

    Sanı (doxa) ise, eğreti bir bilgidir, çünkü o daha çok, beş duyu yoluyla algılanabilir olan ve sürekli bir değişim içinde olan olgusal dünyadaki bireysel varlıkların gözlemlenmesi sonucunda ulaşılan geçici ve bu nedenle de gerçek olmayan bir bilgi olmakla sınırlı kalmaktadır. Oysa Platon’a göre, sürekli bir değişim içinde olan şeylerin bilinebilmesi, dolayısıyla episteme’nin, doğru bilginin konusu olabilmesi mümkün değildir. Doxa’dan hareketle ulaşılan bilgiler, sürekli bir değişim içinde bulunan tekil ve duyusal varlıklardan hareketle ulaşılan bir bilgi türü olmaları nedeniyle, Platon’a göre, gerçek anlamda bir bilgi olarak kabul edilebilmeleri mümkün değildir. Episteme, akıl yolu ile ulaşılan hakiki ve doğru bilgidir; duyumlardan hareketle ulaşılacak bilgi ide, olsa olsa bir sanı’dan ibarettir.

    Epistemeye, diğer bir deyişle görünenlerin ötesindeki görünmeyen sabit gercekliklere, (gözlemlenen dünyanın değişkenliğinin ardındaki değişmeyen ideaların kesin bilgisine) ulaşabilmek ancak akıl yolu ile mümkündür. Çünkü Platon’un düşüncesine göre, iki dünya vardır:

    Bunlardan birincisi, duyu organlarımızla algıladığımız, görülen dünyadır. Görülen dünya, sürekli oluşların, yok oluşların yaşandığı gelip geçici ve ikincil türden bir dünyadır. Görünüşler Dünyası olarak da nitelendirilebilecek bu dünyaya ilişkin edinilen bilgilerin, birer doxa, birer sanı olmaktan öteye gidebilmesi mümkün değildir, dolayısıyla, bu dünyaya ilişkin bilgilerin peşinden koşmanın insanlara fazla bir faydası olmayacaktır.

    Bir de ikinci olarak asıl gerçeğin dünyası olan İdealar Dünyası vardır ki, hiç değişmeden sabit kalır, işte bilginin konusu olan dünya, bu dünyadır. Duyu organlarıyla algılanamayan, ancak pek az kişinin akıl yoluyla kavrayabileceği bir dünya olan İdealar dünyasının bilgisine ulaşabilmek için tek yol, Platon’a göre felsefedir, çünkü bilginin asıl konusunu oluşturan bu dünya, algılanabilir olanın ötesinde yer alan ve sadece kavrayış yolu ile ulaşılabilecek bir dünyadır.

    Episteme olarak nitelendirilen bilgi de, daha çok düşüncemizin konusunu oluşturan ve bu nedenle “Düşünülür Dünya” olarak da adlandırılan İdealar Dünyasına yönelen bilgi olmaktadır. Duyu organlarımızın nesnesi olan “Duyulur Dünya”nın bilgisi ise, olsa olsa bir sanı bir doxa olarak kalmaktadır.

    Episteme, özellikle Platon’un teorisindeki idealar evrenine ait olan bilgidir ve idealar evrenindeki her şey gibi doğru, gerçek ve değişmez bir özelliğe sahiptir.

    Doksa ise nesneler evrenine ait bilgidir ve nesneler evrenindeki her şey gibi bozulma, çürüme ve değişme özelliklerine sahiptir ve yanıltıcıdır. Kısaca episteme, gerçek bilgiye; doksa ise yanlış ve yanıltıcı bilgiye verilen addır.

    Platon’dan hareketle başlattığımız bilgi sorununun devamı olan bilginin kaynağı konusunda da, iki temel görüş bulunmaktadır: Deneycilik ve Akılcılık. Deneycilik, bilginin kaynağının gözlem olduğunu söylerken Akılcılık, bilginin kaynağının akıl ve zihin olduğunu söylemektedir. Platon, Descartes, Spinoza ve Hegel gibi filozoflar tarafından savunulan Akılcılık, insan zihninin işleyişinin bağlı olduğu kurallarla nesnel dünyaya egemen olan kuralların aynı olduğunu bu nedenle ancak aklın prensiplerine uygun düşünce yoluyla, gerçek, sağlam ve güvenilir bilgilere ulaşılabileceğini ileri süren, bütün açıklamaların merkezine aklı veya aklî prensipleri yerleştiren yaklaşımdır. Aklı, fiziksel dünyaya ilişkin bilginin kaynağı olarak kabul eder.

    Akılcılığa göre, bilgi, zorunlu, kesin ve genel geçer olmalıdır. Akılcılara göre, bize böyle bir bilgiyi sağlayabilecek tek yetimiz: Akıl’dır. Duyularımızın bize böyle bir bilgi sağlayabilmesi mümkün değildir. Çünkü duyular, tekil ve gelip geçici olana yönelirler ve bu nedenle onların bilgisi, güvenilir, kesin ve zorunlu bir bilgi olamaz. Duyuların bilgisine güvenilemediğine göre gerçek ve zorunlu bilgiyi ancak akıl ve düşünce sağlayabilir ve bu bilgiye felsefe tarihinde verilen ad, episteme’dir. Sanı bilgisi olarak da nitelenen doxa ise, bilgisine güvenilemeyecek olan duyularımızın yardımıyla elde edilen ve bu nedenle güvenilir olmayan bir bilgi türüdür.

    Yrd. Doç. Dr. Meral IŞILDAK ADÜ Fen-Ed. Fak. Felsefe Bölümü/AYDIN

     
     
             4 Makaleler
     
        "son eklenen 10 makale"
       Çirkin Bir Nefret İdeolojisi Olarak Feminizm
       Dünyanın en tanınmış savaş şiiri olan "Bekle Beni" şiirinin öyküsü
       Milliyetçilik ve Sol
       Ego Tanrı Olduğuna İnanır
       Nefret söylemine karşı ne yapmalı?
       Kadına Yönelik Şiddet
       Feminizme Karşı Marksizm
       Recep Bey’in İnkılâp Dersleri: Kemalizm ve Korporatizm Meselesi
       Beklemek Ya da Beklenti Nedir ?
       'Sazan'lığın tarihi kökleri
     
    alternatif
    Seçme Yazılar
     
    GAZETE KADIKÖY
    * Çirkin Bir Nefret İdeolojisi Olarak Feminizm
    * Dünyanın en tanınmış savaş şiiri olan "Bekle Beni" şiirinin öyküsü
    * Milliyetçilik ve Sol
    * Ego Tanrı Olduğuna İnanır
    * Nefret söylemine karşı ne yapmalı?
    * Kadına Yönelik Şiddet
    * Feminizme Karşı Marksizm
    * Recep Bey’in İnkılâp Dersleri: Kemalizm ve Korporatizm Meselesi
    * Beklemek Ya da Beklenti Nedir ?
    * 'Sazan'lığın tarihi kökleri
    * Madımak!
    * Ölmeyen Zihniyet ya da İçimizdeki Yabancıyı Kusmak
    * İşkenceciyi Anlamak
    * Kürt Açılımı: Türkiye'nin Kaderle Randevusu
    * Militarist Estetik - Hilalin Gölgesinde Ölmek
    * Bizi affedebilecek misin Carina
    * Arjantin'de İşsiz İşçiler Hareketi
    * TANGO: Bedenin Dans hali
    * Ölümün yaşama, barışa ve psikolojiye mesajı
    * Sınıf Mücadelesi ve Kadının Kurtuluşu
    * Mobbing (İşyerinde Psikolojik Taciz)
    * Aşkın halleri
    * Hukukta "Meşruiyet" Kavramı
    * Sanı ve Gerçek
    * Hukuk Nedir ?
    * Popüler Kültür Araştırmaları
    * Anneler Günü Nedir?
    * Efsaneleştirilen Köy Enstitüleri ve Gerçekler
    * “Hrant Dink’in Arkadaşları”
    * Ekonomi ve nüfus politikası
    * Dünyanın düşmanı silahlı rekabet
    * Zorunlu Askerlik Hizmeti Karşısında Vicdani Ret: Bir İnsan Hakkı (mı)?
    * Kehanet ve 32 Yöntem
    * Sevgi
    * Amerikan Rüyası ve Bob Dylan
    * Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi GOP Sempezyumu
    * Enternasyonalizm Bir Değerdir
    * Küreselleşme ve Devrim
    * Eski Romeo ve Juliet’ten Yeni Romeo ve Juliet’e
    * Mutsuzluk Ahlaksızlıktır !
    * Sistem Karşıtı Hareketler ve Reformizm
    * Evlilik Ahlaki ve Örtülü Fahiselik
    * Sınıf meselesi
    * Kendisinin düşmanı kadınlar
    * Nasyonalizmin enternasyonali
    * II. Ahmet'i hatırlayan var mı?
    * Bundan sonrası ...
    * Marksist Feminizm
    * Ne yapmalı ?
    * Feminizm kadın sorununu kadın-erkek çatışmasına indirger
    kzltmr
     
     Bugün   3059
     Online   27
     Toplam   5925713